Ne zaman ölüceğim? ömür uzunluğunu hesapla
MUTLU YAŞAM VARDIR

MUTLU YAŞAM VARDIR

"YAŞAM,YAŞAMA GÜZEL BAKMAKLA GÜZELLEŞİR" "MUTLULUK,MUTLU OLMANIN TADINI BİLENLERİN,MUTLU OLDUKLARININ FARKINDA OLANLARIN,MUTLU OLMAK İSTEYENLERİN HAKKIDIR". "MUTLU YAŞAM YOKTUR" DİYENLER "MUTSUZ" OLURLAR. M U T L U Y A Ş A M V A R D I R !!! (bu blog bir eğitim blogudur,bu blogda "MUTLULUK" hakkında her türlü bilgi,kaynak alınır,verilir,yani PAYLAŞILIR) S E V G İ Y L E...

NİHAYET! AMA HALA YAVAŞ!

12/2/2008
Kategori: ALINTI

Bekir COŞKUN

 bcoskun@hurriyet.com.tr

Jeton düştü...


FARKINDA mısınız; kimileri yeni uyandılar.

Jeton düştü.

Türkiye’yi tepeden tırnağa sarıp sarmalayan dincilerin gerçek yüzünü şimdi gördüler.

Tayyip Erdoğan’ın hiç de değişmediğini, AKP’nin laikliği silip süpürmekte olduğunu, Abdullah Gül’ün aslında bizim cumhurbaşkanımız olmadığını...

AB’den giderek uzaklaşıldığını...

Anadolu’nun Arabistan’a döndüğünü...

Geri vitesle ileri gidilemeyeceğini ve bu güzel ülkeye yazık olduğunu yeni gördüler.

Tam altı yıl sonra.

*

Altı yıldır...

Altı yıldır AKP’nin eteğine yapışmak için yarıştılar.

Başbakan’ın uçağıdır, Cumhurbaşkanı’nın sofrasıdır, iktidarın kucağıdır, yer kapmak için koştular.

Methiyeler yazıldı köşelerde.

Manşetlerde gerçeklerin üzerini örtüp, aslı olmayan umutlar dağıttılar insanlara.

Televizyonlarda yayın yönetmenleri olsun, program yapanlar olsun, çıkıp konuşanlar olsun, yağcılığın en utanç verici örneklerini sundular.

*

Ya bizler?

Bizleri görünce yüzlerini çevirdiler, sözlerimiz-yazılarımız kayda değmezdi, itibarsızdık...

Bizler bir yandan "etmeyin-eylemeyin" derken, öte yandan itildiğimiz köşelerde kan kustuk.

Canımız yandı.

Onlara hiçbir gericiliğin toplumlara yarar getirmeyeceğini, çağdışılığın er geç bir yıkıma dönüşeceğini anlatmak istedik, anlatamadık.

Azarlandık, suçlandık...

*

Şimdi?

Şimdi her şey daha net.

Başbakan, Almanya’da "Kararlı adımlar atıyoruz, hedefe er ya da geç ulaşacağız" derken, dünya medyası "Türkiye’de laik sistemin çöktüğünü" duyuruyor insanlığa.

İşte; en büyük vebal, altı yıldır bunu görmeyenlerin boynundadır.

Sorma zamanıdır onlara:


Şimdi ne yapacaksınız?..


<%Title%>

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ŞEHİTLER,NAZIM HİKMET SESLENİYOR!

10/2/2008
Kategori: SIIRLER

ŞEHİTLER

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,

Sakarya'da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,

siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,

satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!

uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!


                 Nazım Hikmet  1959
<%Title%>

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÖZGÜRLÜK BUDUR ASLINDA!

9/2/2008
Kategori: DUYURU

MARTI
Havalar soğuk,sıcak bir köşede oturma şansınız varsa,yapacak başka bir şey bulamadıysanız,son günlerde biraz da içiniz sıkıldıysa benim gibi,belki kütüphanenizde var olan,ama uzun zamandır okumadığınız bir kitap varsa o ada "MARTI" ysa,tam zamanıdır derim,okumanın.
Ola ki evinizde yoktur,o zaman hiç üşenmeyin,uzun zamandır takmak isteyip de,arabayla gidip geliyorum sıcak olur diye takmadığınız güzel berenizi takın başınıza,kaşkolünüzü de sarın boynunuza,çıkın sokağa.En yakındaki kitapçı demiyorum,çıkınca göreceksiniz,biraz uzaktaki kitapçıya da gidebilirsiniz zevkle.
Kendinize bir iyilik yapın bu gün,"MARTI" yı alın,dönüşte bir de simit alın,ben en kolay ve basit olanı söylüyorum,yiyecek konusunu abartabilirsiniz de,ama ne olur bir de çiçek alın kendinize,öyle "sevgililer günü gelse de sevdiceğim bana bir demet çiçek alsa" diye beklemeyin,bu gün de siz sizin sevgilisi olun ve ödüllendirin kendinizi,nergisin tam mevsimi,ya da küçük bir saksı çiçeği de olabilir.
Dönüşte,kaşkolünüzün püsküllerini savura savura,gülümseyerek,sekerek döneceksiniz evinize.Ben falcı falan değilim ama böyle olacaığını deneyimlerimden biliyorum.
Eve döner dönmez kendinize sıcak bir içecek,güzel bir müzik hazırlayıp,evinizin en sevdiğiniz köşesine kurulup Martı'yı okumaya başlayınca,simit yemeye bile vakit bulamayacaksınız emim olun.
MARTI,benim "silah zoruyla okutulması gereken kitaplar" listemin ilk beşinde yer alır.Benim şiddet ve silah içeren tek düşüncem de budur zaten.
Yok yok,öyle silah zoruyla okutulacak kadar kötü bir kitap değil,aksine,pek çok kişi severek okumuştur eminim,benim sözüm okumayan,okumak istemeyenlere...
Yani şunu demek istiyorum; içiniz sıkılmış,yaşama sevincinizi yitirmiş,hedeflerinizden şaşmış,ya da yorulmuş olabilirsiniz,haklısınız.
Ama toparlanmamız lazım biliyorsunuz,titreyip kendimize gelmemiz gerek,moral ve güç depolamalıyız.
Onun için Martı'yı okuyun,en kısa zamanda,ilk fırsatta!

MARTI:  Richard Bach; Çeviren: Kader Ay Demireğen; Fotoğraflar:: Russell Munson
Epsilon Yayınları;
İstanbul, 1994, 13.5 x 19.5 cm, 92 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9753310080

<%Title%>

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ASIL KÖRLÜK NANKÖRLÜKTÜR

7/2/2008
Kategori: GUNLUK

<%Title%>

 


KÖRLEŞ-ME!
"KÖRLEŞME" dedikleri bu omalı!
Yavaş,yavaş farketmeden,para için,makam için,şan şöhret için,kısacası kısa vadeli ucuz getiriler için milli değerlerden,manevi değerlerden ödün vermek...
Binlerce şehit,binlerce gazinin kanlarıyla sulanarak,laik çağdaş,aydınlık bir düzen kurulmuş,kurulabilmiş,siz bu aydınlıktan istifade edip okumuş oralara gelmişsiniz.
Atatürk bu düzenin kurulmasında öncülük etmiş,ömrünü vermiş.
Şimdi siz kalkın,siyasi iktidar hırsıyla,bazıları da geleceğe dönük iktidar hesaplarıyla bu aydınlığın üstüne bir kara çarşafla örtmeye çalışın.
Üstelik bunu yaparken,bundan en fazla zarar görecek olan kadınları bu işe alet edin!
Üstelik bu işi yaparken,büyük Atatürk'ün,büyük vatansever şair Nazım Hikmet'in sözlerini,mısralarını kullanın!
Nasıl bu kadar "kör" olabildi bu kadınlar?
Onları bu kadar kör eden nedir?
Yıllardır vermekte oldukları "iktidar" mücadelesi mi?
Bindikleri dalı kesmeleri bu yüzden mi?
Çocuklarının geleceğini düşünmemeleri bu hırs yüzünden mi?
Bilemem,değer mi tüm bunlara?
Onu da bilemem,onlara sormak lazım ve soruyorum.
Ülke,"özelleştirme" adı altında "babalar gibi" satılırken,ülke "arap" zihniyetine bürünürken,sanki hiç bunlara alet olmuyormuş gibi,bir de bu büyük insanların adını vererek,sözlerinden örnekler göstererek karanlık düşüncelerini savunmaya kalkmak "kör" lükten başka nedir?
"Asıl körlük nankörlüktür" diyor, Hacı Bektaş_ı veli.
Ve diyor ki ayrıca;
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Bizler hayatta olduğumuz sürece,bir kişi bile kalsak,bu "düşünce karanlığı"na ışık tutmaya  çalışacağız,bu "MUTLU" luk hep sürecek,bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
YAŞASIN LAİK,ÇAĞDAŞ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ!

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

"TÜRBAN",YARATILAN SORUN!

3/2/2008
Kategori: GUNLUK

Bizlerde üniversitelerde okuduk,bizler de inançlıydık,ama başımıza türban takıp da okula gitmek hiç aklımıza gelmedi,düşünmedik bile,düşünemezdik de...
Bizler,sade,dinini,dini vecibelerini,içinde ve evinde yaşayan,yerine getiren insanlardık,bu kutsal inancımızı sokağa,okula dökmeye gerek duymadık.
Bzim gözümüzde din o kadar yüksek bir yerdeydi ki,hala da öyledir,ne siyaset için ne de kavga için ortalığa düşürmedik.
Bizler,çağdaşlaşma sürecinde,bilinçli,aydın gençler olarak,bilgilerimizi arttırmak,kendimizi geliştirmek,kişilik sahibi olabilmek için mücadele ettik.
Kıt olanaklarla dahi olsa,hiç ödün vermeden,kimsenin oyuncağı,kuklası,siyasi gereci olmadan okuduk.

Çalıştık,kendimize ait fikirlerimiz oluştu,mümkün olduğu kadar "sapla samanı" ayırt etmeyi öğrendik.Çünkü cumhuriyet bizden "FİKRİ HÜR,VİCDANI HÜR" insanlar istiyordu!
Bizim bu CUMHURİYET'E VE CUMHURİYETİ KANLARIYLA,CANLARIYLA KURUP EMANET EDENLERE VİCDAN BORCUMUZ VARDI!
Şimdi birileri kalkmış,bu düzeni bozmaya,yıkmaya çalışıyor.Neleri kaybedeceklerini hiç düşünemeyen,beyinleri uyuşturulmuş zavallı bazı kadınlarımız,kızlarımız da bu zihniyete onay veriyor.
Kendilerini düşünmüyor olabilirler,ama çocuklarını da mı düşünmüyorlar?
Pırıl pırıl çağdaş,aydınlık  bir ülkede yaşamak varken,cübbeli,sarıklı,çarşaflı,geri kalmış bir ülkede mi yaşatmak istiyorlar çocuklarını?
Uzay çağında bu oalacak şey mi?
Evrenin yasasına aykırı işlerle uğraşmayıp,ülkelerini ve evereni geriye değil,hep ileriye taşımak gerektiğini düşünemeyecek kadar beyinleri uyuşturuldu mu bu insanların?
Haydi tepedekiler bunu iktidar hırsıyla yapıyor,ya "AYDIN" geçinenlere,bu işi "DEMOKRATİK HAK" olarak görenler ne demeli?
Dün sayın HASAN PULUR çok güzel yazmıştı;

Keçecizade İzzet Molla'nın beyitini hatırlatarak:
''Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihan harap
Eyler onu müdahanei âliman harap.''
Türkçesi:
''Cihan ahlaksızlıkla harap olmaz
Onu, âlimlerin dalkavukluğu harap eder.''
Âlimden dalkavuk olmaz, dalkavuk olan da âlim olamaz.
YAZIKLAR OLSUN SİZE!

<%Title%>

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı