Hakkımda
Mutlu olmakbizim elimizde,beklentileri azaltıp,iddia ve hırslardan vazgeçersek,olanı olduğu gibi kabullenip,iyilerle mutlu olup,kötülerden ders çıkarmayı bilirsek..bizden mutlusu yoktur...
Bağlantılarım
*
*
*
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kategoriler
Arkadaşlarım
• selmaelma • rehber • elki • succubuss • abhorrence • raciegi • guldeste • blogekle • sebnematay • romanyazilari • siirlersairler • calinus • cic • cibrank • petunya • hamzadeniz • sapphire • eeyc • emremmavi • polyanna • mrcarisma359 • harikaikili • abucum • gahan • arksanat • dogandan
|
ERDAL ATABEK DİYOR Kİ:
Fethullah Hoca, bu kadar dindarligina ragmen HACI degildir.
Mekke'ye de Medine'ye de, KESİNLİKLE, giremez.
Neden mi?
Şeriat kanunlarına göre, Fethullah hoca ŞEYH statüsüne soyunduğundan
ve müritleri olduğundan, Suudi Arabistan sınırları içerisinde ele
geçirilirse, hemen katledilir.
Çünkü; İslamiyette şeriatta ve Kuran'da şeyhlere ve / veya tarikat
liderlerine yer yoktur.
Özetle, Allah ile kul arasina kimse giremez!!
BUGÜNÜN YOĞUN GÜNDEMİNDE ÖNEMİ DAHA DA ARTTI.
Uyandırın
Korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın
Takside taksiciye konuşun
Apartmanda kapıcıya konuşun
Sakallı gazete bayinize konuşun
Eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise neden Amerika'da yaşıyor?
Neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami
benim salya sümük ağlayarak FAİZ haram diyen ?
Sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Önce alıştırmanız gerekir.
Görüntüye.
Seslere.
Hareketlere.
Sessizliğe.
Çevrenizde olup bitenlere.
Yavaş yavaş alıştırırsınız.
Alışırlar.
Türbana.
Çarşafa, peçeye.
Taşyapı'ya.
Oğulların gemilerinin olmasına.
Çocukların televizyon kurmasına.
Yakınların yolsuzlukları na.
Sevgililere alınan evlere.
Çokeşliliğe.
Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına.
Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.
Beyaz takkeyle gezenlere.
Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye başlar.
Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız.
'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye
kuşkulanırsınız.
Sonra da uyuşursunuz.
Yavaş yavaş uyuşursunuz.
İçinizden bile tepki duymaz olursunuz.
'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz.
'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz
bile kaybolmuştur.
'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler
durursunuz.
Uyuşturmuşlardı r sizi.
Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız.
Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra
kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz.
Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.
Siz burdan dinlersiniz.
Amerika Ankara'yı işgal etmektedir.
Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu
göremezsiniz.
***
Alışırsınız ve uyuşursunuz.
Geçmişe dalıp gitmişken, geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz. .
Plan da bunun için yapılmıştır.
Önce alıştırma.
Sonra uyuşturma.
Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.
Yüzünüze çok kültürlülük derler, arkanızdan bölerler.
Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.
Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.
Alışırsınız.
Uyuşursunuz.
Tehlikenin farkında mısınız?
Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...
PROF. DR. ERDAL ATABEK |
Tarih: 23:18, 27/8/2009 Kategori: ALINTI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
UYANDIRIN!!!
Bindigim her takside, girdigim her dukkanda, manavda, kasapta, bakkalda, hastanede, kuyrukta vs. rastladigim her insanla konusuyorum. Bir tek AKP veya Fetos taraftarina rastlamadim. Herkes kufur ediyor onlara ve tabii bir de Melih'e. Insanlar coktan uyanmis da hala uyutmaya calisanlar var.
BUGÜNÜN YOĞUN GÜNDEMİNDE ÖNEMİ DAHA DA ARTTI.
Uyandırın
korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın takside taksiciye konuşun apartmanda kapıcıya konuşun sakallı gazete bayinize konuşun eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise neden Amerika'da yaşıyor ? neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami benim salya sümük ağlayarak FAİZ haram diyen ? sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Önce alıştırmanız gerekir. Görüntüye. Seslere. Hareketlere. Sessizliğe. Çevrenizde olup bitenlere.
Yavaş alıştırırsınız. Alışırlar. Türbana. Çarşafa, peçeye. Taşyapı'ya.
Oğulların gemilerinin olmasına. Çocukların televizyon kurmasına. Yakınların yolsuzlukları na. Sevgililere alınan evlere. Çokeşliliğe.
Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına. Ramazanda öğle yemeği verilmemesine. Beyaz takkeyle gezenlere.
Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye başlar. Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız. 'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye kuşkulanırsınız. Sonra da uyuşursunuz. Yavaş yavaş uyuşursunuz. İçinizden bile tepki duymaz olursunuz. 'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz. 'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz<_script /><_script /> bile kaybolmuştur. 'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler durursunuz. Uyuşturmuşlardır sizi. Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız. Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz. Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar. Siz burdan dinlersiniz. Amerika Ankara'yı işgal etmektedir. Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu göremezsiniz. *** Alışırsınız ve uyuşursunuz. Geçmişe dalıp gitmişken, geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz. Plan da bunun için yapılmıştır. Önce alıştırma. Sonra uyuşturma. Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler. Yüzünüze çokkültürlülük derler, arkanızdan bölerler. Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar. Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar. Alışırsınız. Uyuşursunuz. Tehlikenin farkında mısınız? Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...
PROF. DR. ERDAL ATABEK
Türkiye Atatürk'tür, Atatürk Türkiye'dir |
Tarih: 10:28, 13/9/2008 Kategori: ALINTI |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
NİHAYET! AMA HALA YAVAŞ!
|
bcoskun@hurriyet.com.tr
Jeton düştü...
FARKINDA mısınız; kimileri yeni uyandılar.
Jeton düştü.
Türkiye’yi tepeden tırnağa sarıp sarmalayan dincilerin gerçek yüzünü şimdi gördüler.
Tayyip Erdoğan’ın hiç de değişmediğini, AKP’nin laikliği silip süpürmekte olduğunu, Abdullah Gül’ün aslında bizim cumhurbaşkanımız olmadığını...
AB’den giderek uzaklaşıldığını...
Anadolu’nun Arabistan’a döndüğünü...
Geri vitesle ileri gidilemeyeceğini ve bu güzel ülkeye yazık olduğunu yeni gördüler.
Tam altı yıl sonra.
*
Altı yıldır...
Altı yıldır AKP’nin eteğine yapışmak için yarıştılar.
Başbakan’ın uçağıdır, Cumhurbaşkanı’nın sofrasıdır, iktidarın kucağıdır, yer kapmak için koştular.
Methiyeler yazıldı köşelerde.
Manşetlerde gerçeklerin üzerini örtüp, aslı olmayan umutlar dağıttılar insanlara.
Televizyonlarda yayın yönetmenleri olsun, program yapanlar olsun, çıkıp konuşanlar olsun, yağcılığın en utanç verici örneklerini sundular.
*
Ya bizler?
Bizleri görünce yüzlerini çevirdiler, sözlerimiz-yazılarımız kayda değmezdi, itibarsızdık...
Bizler bir yandan "etmeyin-eylemeyin" derken, öte yandan itildiğimiz köşelerde kan kustuk.
Canımız yandı.
Onlara hiçbir gericiliğin toplumlara yarar getirmeyeceğini, çağdışılığın er geç bir yıkıma dönüşeceğini anlatmak istedik, anlatamadık.
Azarlandık, suçlandık...
*
Şimdi?
Şimdi her şey daha net.
Başbakan, Almanya’da "Kararlı adımlar atıyoruz, hedefe er ya da geç ulaşacağız" derken, dünya medyası "Türkiye’de laik sistemin çöktüğünü" duyuruyor insanlığa.
İşte; en büyük vebal, altı yıldır bunu görmeyenlerin boynundadır.
Sorma zamanıdır onlara:
Şimdi ne yapacaksınız?..
<%Title%> |
Tarih: 09:40, 12/2/2008 Kategori: ALINTI |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÇOK ÖNEMLİ VE GÜNCEL!
Hasan PULUR Olaylar ve insanlar Kibrit çöpleri tek tek kırılır
BU iş daha çok uzar gider, eski kadınların dediği gibi, bu pilav daha çokkkkk su kaldırır. Hangi iş? Şimdi başörtüsü demeye kalktılar ama, türban... Zaten hep ağız değiştiriyorlar, önce ''takiyye'' yapıp inanç diyorlardı, ''Siyasi İslamın simgesi!'' diye diretilince Başbakan ''Yeter be!'' dercesine, kendisine yakışan bir üslupla ''Velev ki siyasi simge olsun, ne çıkar!'' deyip kestirip attı. * * * ÖNCE bir nezaketsizlik, insanı ürperten bir anlatım... ''Çene altından bağlanmalı!'' İçinizde Türkçe bilen yok mu? ''Başörtüsünü çene altından bağlamak'' size başka bir deyimi hatırlatmadı mı? Çene hangi durumda bağlanır? Hiç düşünmediniz mi? Hem nasıl bağlanacak, bu tarifle olur mu? Çizmek lazım. Kim çizecek? Bir kere yazdık ama dikkatinizi çekmemiş olabilir, ''muhafazakâr eşcinsel'' Cemil İpekçi, bu işlerin ustası değil mi? Anlatırsınız ona, âlâsını çizer, yakışır da... Buna rağmen yine anlatamazsanız, Hülya Avşar'ın oynadığı, Sinan Çetin'in çekeceği bir film bayağı irşat edici olur... * * * HEPSİ akıllı, onlardan başka herkes aptal! Başörtüsü yasağı üniversitelerde kaldırılıyormuş... Allah'ınızı severseniz, siz buna inanıyor musunuz? Kız hukuk fakültesini bitirmiş, hâkim veya savcı olacak, başını açıp öyle mi makama kurulacak? Yapmayın, etmeyin, kimi kandırıyorsunuz? Hâkim, doktor, hemşire, maliyeci, kaymakam, hariciyeci bunlar üniversitede başörtülü okuyacaklar, sonra işbaşı yapınca başlarını açacaklar!!!! Olur, olur, adama ''Cambaza bak cambaza!'' derler. Üniversitede serbest de lise son sınıfta niye yasak? İnin aşağı ilkokula kadar. Konya Milletvekili Hüsnü Tuna doğruyu söyledi, diye aba altından sona gösteriyorlar, yooo adam gerçeği söyledi, takiyye yapmadı, herkes örtünecek demeye getirdi. * * * DİYECEKSİNİZ Kİ, eleştiri kolay, çözüm söyle! Konyalının dediği gibi, ''Goley, goley, çözüm goley!'' Hem de iki tane... Birrrr, başörtüsü tümüyle serbesttir, her yerde her işte başörtüsü takılabilir. İkiiii, ''takılabilir'', biraz yumuşak, isteyen takar, istemeyen takmaz anlamı çıkar, mahalle baskısıyla, çevre baskısıyla, başörtüsüz kimse kalmaz ama, yine tedbirli olmak gerek, bir maddelik bir kanun, ''Tüm kadınların ve kızların başlarını örtmeleri zorunludur.'' İşte oldu bitti! İçinizde ''Yok devenin başı!'' diyenleriniz olduğunu sanıyoruz, niye? Laikler mi karşı çıkacak? Onları çoğunun ağzında bir sakız, çiğneyip duruyorlar: ''Deniz Baykal gitsin de...'' Laik cumhuriyet elden gidiyor, onların aklı fikri Deniz Baykal da! * * * SİYASET sözlüğünde her döneme bir sıfat takılır, bu döneme en uygun olanı da bize göre ''kibrit'' dönemidir. Bir kutu kibriti masanın üzerine dökün, sonra döktüğünüz kibritleri sağ ve sol elinizin baş ve işaret parmaklarıyla toptan kırmaya çalışın, kıramazsanız! Ama kibrit çöplerini tek tek kırabilirsiniz, biraz sabır ister. ''Karşı devrimciler''in yaptığı da bu... Laik cumhuriyetin bütün değerlerini kibrit çöpü kırar gibi tek tek kırıyorlar. Ya karşı olanlar? Olanları karşıdan seyrediyorlar... Nâzım Hikmet'in ''Kabahat senin / demeye de dilim varmıyor ama / kabahatin çoğu senin, canım kardeşim'' dedikleri...
h.pulur@milliyet.com.tr<%Title%> |
Tarih: 10:28, 31/1/2008 Kategori: ALINTI |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
EVLİ VE MUTSUZ:)
<%Title%>
İşte mutsuz evliliklerin doğurduğu esprilerden bir demet: 1. Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer. İstediğin yemeği sipariş edersin sonra yanındakinin istediği yemeği görüp: "keşke onu isteseydim" dersin. 2. Bir davette bir kadın arkadaşına sorar: "Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?" Diğeri cevap verir: "evet yanlış adamla evliyimde ondan" 3. Bir adam evlenene kadar eksik sayılır evlenince tam bitmiş olur.... 4. Bir genç babasına sorar: "Baba evlenmek kaça malolur?" Baba cevap verir: "bilmiyorum oğlum,ben hala ödüyorum." 5. Adam anlatıyormus: "Evlenene kadar mutluluğun ne olduğunu bilmezdi, sonra da geç oldu." 6. Yeni evlenmiş bir adam mutlu ise nedenini hemen anlarız. On yı llık bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz! 7. Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler, ikinci yılında kadın konuşur adam dinler, üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler. 8. Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır: "Seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım." Adam cevap verir: "evet çok aşıktım farkedemedim." 9. Bir adam gazeteye ilan vermiş: "eş arıyorum" Ertesi gün yüzlerce mektup almış.Hepsi aynı şeyi söylüyormuş: "benimkini alabilirsin." 10. Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz... Ya arabası yenidir ya da karısı!. |
Tarih: 09:22, 24/1/2008 Kategori: ALINTI |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|