MUTLU YAŞAM VARDIR

Hakkımda

Mutlu olmakbizim elimizde,beklentileri azaltıp,iddia ve hırslardan vazgeçersek,olanı olduğu gibi kabullenip,iyilerle mutlu olup,kötülerden ders çıkarmayı bilirsek..bizden mutlusu yoktur...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* POLYANNA
* ŞİİR PARKI
* PORTAKAL AĞACI
* ANTOLOJİ
* NERGİS DEMET
* MUCİZE KUTUSU
* ZARİF İNTİKAMLAR ZAMANI
* EĞİTİME DESTEK
* GMAİL
* YAHOO MAIL
* MYNET
* BİR FİNCAN DA SİZ VERİN
* SEMİH TANRIVER
* TULYHAN UGURLU
* EEYC
* İNTERNET HIZI
* YAŞ HESAPLAMA
* HEKİMCE
* ANTOLOJİ SAYFAM
* KİRAZ

Kategoriler


Arkadaşlarım


selmaelma
rehber
elki
succubuss
abhorrence
raciegi
guldeste
blogekle
sebnematay
romanyazilari
siirlersairler
calinus
cic
cibrank
petunya
hamzadeniz
sapphire
eeyc
emremmavi
polyanna
mrcarisma359
harikaikili
abucum
gahan
arksanat
dogandan

CEREN'İM,OĞLUM...

CEREN'İM...
Bir resmin bile yok elimde,şöyle bakıp bakıp da ağlayabileceğim.Yüzünü zar zor hatırlıyorum.Belki kimse inanmaz,ama 10 günlük bir bebek annesinin gözlerinin içine,hem de taa içine bakar mı,bakar,sen baktın bana.Güzel kahverengi gözlerin gözlerin vardı,minicik yuvarlak yüzünde.Derin derin,üzgün üzgün baktın hemde gözlerime.Biliyordum,veda bakışıydı o bakış,nitekim gittin...Küçücük kalbin bozuk teşekkül etmişti,damarların sanki yanlış bağlanmıştı.27 yıl önce çocuk anjiyosu yapılamıyordu,bizim buralarda.Zaten ciğerlerin de tam olarak açılamamış,dalağın büyümüştü.Sadece 10 gün yaşadın,doğduğunda,tırnakların ,dudakların mordu,saiyanozluydun.
Doya doya sevemedim seni,sevmedim,kendimi zorladım sevmemek için,çünkü gideceğini anlamıştım,seversem,alışırsam gitmene dayanamam diye düşündüm.Buna rağmen üzüldüm,çok ağladım,süt dolu göğüslerim gittiğini anlamamış habire seni istiyordu,işte o zaman dayanamıyordum gidişine.Doktor,evden çıkp hastaneye giderken; "dünyada yiyecek kısmeti varsa yaşar!" demişti,yiyeceğin vardı bol bol...ama sen gitmiştin.
Bu gün tam 27 yıl oldu,yaşasaydın 27 yaşında olacaktın,üniversiteyi bitirmiş,belki de evlenmiştin,kimbilir.
27.yaşın kutlu olsun oğlum,neredeysen,beni görüyor,duyuyorsan.Bil ki annen seni çok seviyor ve hiç unutmadı,unutmayacak.Ne zaman,davulla,zurnayla "Şu cerenin kaşı, gözü sürmeli yar yar
"Şu cereni nerde bulup sevmeli
Şu cereni sevdiğine vermeli yar yar
Şu cereni nerde bulup sevmeli?"
türküsü çalınsa,hep seni ahtırlayıp ağlıyorum.

Ve,hayal ediyorum,belki bir gün bir yerde karşılaşacağız,umuyor ve diliyorum bunu.Anneannen öldüğün zaman "günahsız ölen yavrular,öteki dünyada annelerine şafaat ederler" demişti.Canım yavrum,senin için dua etmek istiyorum,ama gerek yok,o zaten melek diyorlar,eminim çok güzel bir yerdesin,tüm günahsızlar,huzurlu ve mutlu, Yaradan'ın yanındasın.Seni çok özledim oğlum.


Tarih: 20:07, 25/9/2007 Kategori: DUZ YAZILAR
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

ZEKİ MÜREN VE SEZEN AKSU

<%Title%>

 

ZEKİ MÜREN ÖLDÜ!
Sanatçılara,ama gerçek sanatçılara her zaman saygı duymuşumdur.Saygı duyduğum sanatçıların en başında Zeki Müren gelir,sonra da Sezen Aksu.Zeki Müren öldü,Allah rahmet eylesin.Sezen Aksu'ya sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.
Benzer yanları,bence çok üretici olmalarıdır.Türk halkının gönül telini titretmiş,titretebilmiş sanatçılardır.İkisi de toplumun tüm kesimleri tarafından sevilmiş,sayılmış sanatçılardır.Benim çocukluğumda,en ücra köydeki köylü bile Zeki Müren'i tanır,severdi.Şimdi Sezen Aksu'yu tanıyıp sevdikleri gibi."Halka mal olmuş sanatçı" demek,sanırım,Zeki Müren gibi,Sezen Aksu gibi olmak demek.
Onlar bizim duygularımız biliyor ve şarkılarına yansıtıp yaşatıyorlar.
Geçtiğimiz baharda Zeki Müren'in Bodrumdaki evini ziyaret ettim.Öyle gösterişli ve zengin bir sanatçının evinde çok şatafatlı,çok abartılı eşyalar bulacağımı sanıyordum,oysa maddi durumuna göre oldukça mutevazıydı.Çoluğu çocuğu yoktu,eline geçen onca parayı,lükse kendisine,ya da öğle yemeği için yabancı ülkelere gitmek için harcayabilirdi...hayır o idareli bir yaşam sürmüş ve gelirini Mehmetçik Vakfına bırakmayı tercih etmiş!Ona olan saygım bir kat daha arttı evini görünce.
Şarkıları sokağa yayılıyordu,her yerden çiçek fışkırıyordu,arabası,sanki binip gitmesini bekler gibiydi,heykeli sanki canlanıp sokğa inecekmiş gibiydi...
Sezen Aksu,"begonvil basmıştır Bodrumu" demiyor mu,aklıma Zeki Müren geliyor,iki sevdiğim de Bodrumda şu an diyorum hayalimde,belki de "sakız rakısının dibine birlikte vuruyorlardır" diyorum,ben de bir kenarda onların sohbetlerini,karşılıklı şarkı söylemelerini dinliyorum...
Ne hayal ama!
Ruhun şâd olsun Zeki Müren,ömrün uzun olsun Sezen Aksu.
Sizi çok seviyorum!
Sevgiyle...


Tarih: 11:12, 24/9/2007 Kategori: DUZ YAZILAR
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BAK HELE BAK,YUSUF KONAK!

 

Sonbaharın be en güzel günlerinde,yolumuz Van şehrine düştü.Daha önce ne Van'lı birini tanıdım,ne Van'la ilgili bir bilgim vardı.Nedense,öyle pek bir ilgim olmadı Van'la.Kedisini,gölünü,canavarını bilirdim bir tek.
Gezilecek öyle çok yerdi vardı ki...Göl kıyısıyla başladık gezimize.Göl değil ,sanki bir koca deniz.Çocuklar teleskop koymuşlar,500 kuruşa kaleye,dağlara bakabiliyorsunuz,tabii her bakış 500 kuruş:).Göl'ün meşhur balığını (İNCİ KEFALİ) ızgara yapıp ekmek arası satıyor balıkçılar.Feribot adaya gidip geliyor.
Karnımızı,herkesin tavsiye ettiği Saçıbeyaz lokantasının temiz ve nezih ortamında,güleryüzlü garsonların ikram ettiği lezzetli ızgara ve salatarla doyurduk.
Ertesi gün,Rus pazarına gittik inanılmaz güzellikteki gümüşlere,kilimlere,yün çoraplara bakmaya doyamadık.Çeyizlik eşya da vardı,ama biz yöresel el işleriyle ilgilendik.Öğle yemeğimizi,Aşiyan'da yedik.Sade,şık ve temizdi.Müzikleri bizi hem şaŞırttı hem de çok mutlu etti,müzikten sorumlu,aydınlık yüzlü gence teşekkür ettik bu yüzden.Zekİ Müren şarkılarından tutun,Napoliten şarkılara kadar çok özel seçme müzikler vardı.Yemekere gelince,hepsi de Van'a özgü muhteşem ev yemekleriydi.Parça etli dolma,mantı,içli köfte,ev baklavası,mumbar dolması,sütlaç...hepsi çok lezzetliydi.
Akşam üstü Van kalesine gittik,Çevre düzenlemesi,kafelerde çalınan müzikler,görevliler,yöresl ürünlerin satıldığı dükkanlar gerçekten çok özenli ve güzeldi.Yemyeşildi herşey,sonbaharın sadece kokusu vardı.Tarih ve doğa bir araya gelince tadına doyulmuyor bence.
Kale'nim yanına bir Van Evi yapmışlar,gezdiğim sürece böyle bir evim olması için sürekli dua ettim.Çok ama çok güzeldi,güzelliğine güzelliğine güzellik katan bir şey daha vardı; evin içinde gezen Van kedileri!
Eve girerken,ayakkabılarımızı çıkarmamızı söyledi görevliler,"ya çalınırsa" dedi eşim,görevli genç güldü, "markasına bağlı" dedi.Yöre insanı,kibar,saygılı ve Doğu insanından hiç ummadığım kadar güler yüzlü ve esprili.
Güler yüz ve aspri konusuna gelince,kaleyi bırakıp ertesi gün kahvaltı yaptığımız "BAK HELE BAK,YUSUF KONAK" ta yaptığımız kahvaltıya geçiyorum hemen.
O bir şovmen,o muhteşem bir "stand up" çı.Kapıdan girdiğiniz anda,sizi avucuna alıyor.
O servisle hiç ilgilenmiyor,onu görevi,işi,zevki,gelenleri güler yüzle ve müthiş pozitif enerjisiyle karşılayıp orada kahvaltı yaptıkları sürece eğlendirmek oyalamak,bence aynı zamanda "öğretmek".Van da yaşasam her sıkıldığımda giderim oraya.Bulmacalar soruyor,bilenlere ödüller veriyor.Yaşamını,yaptıklarını anlatıyor.Bir de,bildiğimiz fıkralara "Allah'ın Vanlı" sının yorumunu katıyor.Kahvaltılıklar,sahan kaymağı,bal,yumurta çeşitleri,kavut,otlu peynir,cacık,tereyağı,mırtoğa,gencoruk ve süt.
Yiyecekler her yerde vardı,ama o harika Atattürk köşesi,500 kız öğrenci okutan güler yüzlü,neşeli,güzel insan "BAK HELE BAK YUSUF KONAK" sadece bir taneydi.
Van gezimizden aklımızda kalan en neşeli anı oydu.

<%Title%>

Tarih: 08:12, 16/9/2007 Kategori: DUZ YAZILAR
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

"GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR"

DEĞİŞEN ZAMAN...


Bir yemin törenine katıldım,muhteşemdi...Her asker benim oğlumdu sanki,öyle güler yüzlü,öyle naziktiler ki.Göreve,belki ölüme koşarak,gülerek gidiyorlardı,şikayetsiz,sızlanmasız.

Yemyeşil alanı sürekli müzik yayını daha da güzelleştiriyordu.Memleketim ve onun gibi pek çok güzel şarkı gümbür çalınıyor heyecanımıza heyecan,coşkumuza coşku katıyordu.

Bize yemek ikram ettiler,çok büyük bir ilgiyle,nezaketle,çocuklarımızın yemek yediği yemekhanelerde,onların yemek yediği kaplarda yemek yedik.Yemek yemenin kurallarını okuduk.(Öyle ya,bilen var,bilmeyen var).

Hep dua ettim,anacığımdan öğrendiğim duayı; "Allah devlete zeval vermesin!"

Hiçbir şeyleri eksik değildi,ve hepsi de çok memnundu yerlerinden.Sağolsunlar,büyükleri onlara bizden iyi bakıyor,kolluyor,gözetiyorlardı.

Yemek yerken birden Ruhi Su'nun sesini duydum!

Askeriyede,Ruhi Su!

İnanamadım!

Evet,yanılmıyorsam oydu!

Aklıma Beynelmilel filmi geldi birden, "babamın bestesi" diyordu başroldeki kız,Sosyalist Enternasyonal marşı yıllar sonra develtin televizyonunda çalarken.

Oysa babası.... o besteyi çaldı diye...izleyenler bilir.

Nerelerden nelerele geldik.

Bakalım bundan sonra nerelere gidip,neler göreceğiz?

"GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR" diyelim de öyle olsun,şairin dediği gibi.O hiç görememiş olsa da...

Umarım çocuklarımız,torunlarımız görürler...

Görüşmek üzere,sevgiyle...

<%Title%>


Tarih: 15:50, 15/9/2007 Kategori: DUZ YAZILAR
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

"ŞİİR PARKI"N DAN BİR ALINTI...(İLERİ YAŞA ÖVGÜ)

   Her gün uğramadan edemediğim,değerli dostum'n sitesi Şiir Parkı'n da bu gün yine inanılmaz güzellikte bir yazı vardı,doğrusu oraya girip okunmasıdır,ama ben dayanamadım,bir yaramazlık yapıp yazıyı benim bloga koydum.

   Amacım bu güzel yazının herkes tarafından okunması,sevgili dostumun amacının da bu olduğunu bildiğim için,izinsiz alıp yazıyorum,teşekkürlerimle...

   Yaşı benim gibi yarım asrı geçenler için,ya da geleceğe yatırım yapmak isteyen gençler için çok ama çok güzel bir yazı...

     

İLERİ YAŞA ÖVGÜ


        Altınoluk'taki "Yaşama Saygı" panelindeki konuşmacılardan biri de Talat Halman'dı. Çok yönlü konuşmasının bir bölümü yaşlılığın erdemlerine; yaşlanıp da ihtiyarın teki olmamaya ayrılmıştı. Öyle yararlıydı ki! Keşke konuşmasının tümünü alabilseydim buraya ancak yerim kısıtlı.

        "Ben yaşlıların tek tek ve birleşik olarak harekete geçmesini istiyorum. Yapılabilir mi? Elbette. Yaşayarak, yaratarak, ecele karşı direnerek, üreterek, aşk duyarak, coşarak. " dedikten sonra kimi örnekler verdi:

        "Picasso, 90'ında nefis eserler veriyordu...Goethe "Dr. Faustus"u 80'inden sonra kaleme aldı...Verdi, "Otello"yu 73 yaşında, "Falstaff"ı 80 yaşında bitirdi... Sofokles'in "Kral Oedipus"u 80 yaşın eseridir...Mikelanj, 80'li yaşlarında hâlâ yaratıyordu... İngiliz düşünürü Thomas Hobbes, 90'ını geçtikten sonra bile yazdı..."

        Elbet hepimiz bu isimler gibi olamayız … Ancak Talat Halman'ın isabetli bulduğu ve bizlerle paylaştığı ABD'li ünlü komedyen George Carlin tavsiyelerinden yararlanabiliriz:

        1. "Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy. Doktorunuz düşünsün onları.              Bunun için ücret alıyor sizden.
        2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar sizi aşağı çeker.
        3. Öğrenmeyi sürdürün: bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa. Beyniniz âtıl               kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır. İblisin adı da, alzheimer'dır.
        4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
        5. Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
        6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun - başka yaşantılara geçin.
        7. Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi - aile, kedi , köpek, kuş, balık, yâdigârlar,                   müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır.
        8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz               düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.
        9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde               dolaşın, ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.
        10. Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin her fırsatta."

        "Ve hiç unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen ânlarla ölçülür " diye bitiriyordu öneriler listesini….

        Yaşlılığa ilişkin Talat Halman'ın dikkat çektiği çok önemli bir nokta da şu :

        "Ülkemizde 42 yaşında emekli olan kadınlar, 50 yaşında emekli olan erkekler vardır. Ömürlerinin sonraki yirmi, otuz, kırk yılını hiçbir şey yapmadan, sadece emekli maaşı alarak geçiren yüz binlerce insanımız var. Ne korkunç bir beşerî ve iktisadi israftır bu.

        Türkiye'mizin emeklilik ve yaşlılık alanında muazzam bir hamle yapması gerekir bence. 70 milyona yaklaşan nüfusumuzun nerdeyse 4 milyonu 65 yaşın üstünde. bunlardan kaçı çalışıyor? Kaçı kendileri için, aileleri için, toplum için yararlı olacak işler yapıyor? Âtıl insanî kapasitemiz, tüyler ürperticidir. İşsizliğin bir ulusal âfet ölçülerine vardığı günümüzde, elbette 65 yaşın üstündekilerin maaşlı, ücretli çalıştırılması beklenemez. Ama, onların gönüllü gücünü harekete geçiremez miyiz? Nüfusu bizimkinin dört katı olan ABD'deki sivil toplum örgütlerine, hayır etkinliklerine katılanların oranı bizdekinin 4 bin katıdır. Türkiye'de de, aktif yaşamak isteyen, maddi karşılık beklemeden gönüllü çalışmalar yapmaya talip olan yüz binlerce emekli ve yaşlı var. Ama, onlara böyle bir olanak sağlanmıyor.

        Bize 'geriatri' reva görülmesin. İdeallerimizle, iyimserliğimizle bizim konumumuz 'ileriatri' olmalıdır. Biz yaşlılar, biz ihtiyar olmayan gençler, geride kalmıyoruz, ileriye yöneliyoruz, ilericiyiz."

        İhtiyarlık sözünü, yaşlılık terimini reddeden Talat Halman "İleri yaş" için bir de "ant" hazırlamıştı.

        Gönlü genç, aklı dinç yaşamayı seçenlere , işte: "İleri yaş için Halman'ın 12 andı" :

        1. Yaşama dört elle, bin yürekle sarılacağım.
        2. Aklımı ve aşkımı taptaze tutacağım.
        3. Düne inanacağım, bugünü seveceğim, yarına güveneceğim.
        4. Aynalara küsmeyeceğim.
        5. Varlığımı yararlılığa, yaratıcılığa adayacağım.
        6. Hastalığa direneceğim, yorgunluğa teslim olmayacağım.
        7. Topluma, insanlığa, doğaya hizmeti sürdüreceğim.
        8. Âtıldan ve bâtıldan uzak duracağım.
        9. Zevki ve şevki baş tacı edeceğim.
        10. Zamanı etkenlikle, üretkenlikle değerlendireceğim.
        11. Karanlığa ve karamsarlığa yenik düşmeyeceğim; keyif ve kahkahadan                           vazgeçmeyeceğim.
        12. Son âna kadar sevgiyle, inançla, haysiyetle, iyimserlikle, umutla genç ve dinç                yaşayacağım."

        Talat Halman'a çok teşekkürler ; hepinize iyi Pazarlar.


Zeynep Oral
<%Title%>

Tarih: 08:44, 20/3/2006 Kategori: DUZ YAZILAR
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->