Hakkımda
Mutlu olmakbizim elimizde,beklentileri azaltıp,iddia ve hırslardan vazgeçersek,olanı olduğu gibi kabullenip,iyilerle mutlu olup,kötülerden ders çıkarmayı bilirsek..bizden mutlusu yoktur...
Bağlantılarım
*
*
*
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kategoriler
Arkadaşlarım
• selmaelma • rehber • elki • succubuss • abhorrence • raciegi • guldeste • blogekle • sebnematay • romanyazilari • siirlersairler • calinus • cic • cibrank • petunya • hamzadeniz • sapphire • eeyc • emremmavi • polyanna • mrcarisma359 • harikaikili • abucum • gahan • arksanat • dogandan
|
MEDYA,BİRAZ EDEP LÜTFEN!

MEDYA, LÜTFEN BİRAZ ÖZEN! Dün akşam kanal D de haberler öncesi alt yazılar geçmeye başladı. Alt yazıda CHP'nin türbanlı çarşaflı yeni üyeleri ile ilgili haber, "CHP çarşafa dolaştı" cümlesiyle verildi. Bahsetmek istediğim konu,kesinlikle "CHP" falan değil,o ayrı bir konudur.Benim dikkatimi çeken,hatta tüylerimi diken diken eden,ciddi bir haber kanalının haberlerle ilgili verdiği alt yazıda böyle bir cümleyi kullanmış olmasıdır.Bu haberleri izleyen ne kadar çok çocuk,genç vardır kimbilir,gerçek anlamını merak ederlerse ne olacak? Bu cümleyi gerçek yaşamda,aile içinde bizler asla kullanmayız,kullanmadık da. Düşündüm,yanımda çocuklarım, ya da başka gençler ve çocuklar olsaydı ve bunun ne demek olduğunu sorsalardı ne cevap verir,onlara nasıl açıklardım acaba diye. Dikkat çekmek için,soyunan,sağını solunu açanlardan ne farkınız kalıyor bu şekilde bir üslup kullanınca? Bence ayıptır! Medya biraz özenli,zarif demeyeyim belki fazla kaçar ama en azından daha kibar bir dil kullansa daha iyi olmaz mı? Çocuklar,gençler,varsın başka yerlerden duysunlar,ama medyanın bence topluma karşı bir sorumluluğu vardır,düzgün ve edepli bir dil kullanmak zorundadır. Bence yani,bilmiyorum başkaları ne düşünür.
|
Tarih: 09:40, 21/11/2008 Kategori: GUNLUK |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
YOĞUNLUK ZAMANI
Günler hızla geçiyor.Herkes çok "yoğun"! Kimsenin sevdiklerine,ya da sevdiğini zannedip de aslında sevmediklerine ayıracak zamanı yok. Aslında gerçekten sevse insan mutlaka vakit bulur.Bir telefon açmak,iki satır yazmak o kadar uzun zaman alan şeler değil aslında. Kendimizi mi kandırıyoruz,başkalarını mı bilmiyoruz.Herkesin bir yeri var,herkesin yanında,ama uzak ama yakın... Sizin en yakınınızda yer verdiğiniz,size sonuncu sırada yer verebilir,onun öncelikli kişileri farklı olabiliriyaşamında.Ne diyebilirsiniz ki? Ben önem vermiyorum böyle şeylere,birinin yanımda olmasından mutluluk duyuyorsam,o benim yaşamıma bir şeyler katıyorsa mesele bitmiştir. O beni isterse hiç saymasın dostları arasında,kendisi bilir. Tabii karşılıksız sevmelerden bahsediyorum,ya da dengesiz sevgilerden. İnsanlar aynı olmadığına göre,sevgi ölçütleri aynı olamaz değil mi? O halde,benim en sevdiğim gönlümün baş köşesinde oturabilir,ama ben onun neresindeyim? Hiç önemli değil,hiiiç önemli değil... |
Tarih: 14:55, 28/6/2008 Kategori: GUNLUK |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ASIL KÖRLÜK NANKÖRLÜKTÜR
<%Title%>
KÖRLEŞ-ME! "KÖRLEŞME" dedikleri bu omalı! Yavaş,yavaş farketmeden,para için,makam için,şan şöhret için,kısacası kısa vadeli ucuz getiriler için milli değerlerden,manevi değerlerden ödün vermek... Binlerce şehit,binlerce gazinin kanlarıyla sulanarak,laik çağdaş,aydınlık bir düzen kurulmuş,kurulabilmiş,siz bu aydınlıktan istifade edip okumuş oralara gelmişsiniz. Atatürk bu düzenin kurulmasında öncülük etmiş,ömrünü vermiş. Şimdi siz kalkın,siyasi iktidar hırsıyla,bazıları da geleceğe dönük iktidar hesaplarıyla bu aydınlığın üstüne bir kara çarşafla örtmeye çalışın. Üstelik bunu yaparken,bundan en fazla zarar görecek olan kadınları bu işe alet edin! Üstelik bu işi yaparken,büyük Atatürk'ün,büyük vatansever şair Nazım Hikmet'in sözlerini,mısralarını kullanın! Nasıl bu kadar "kör" olabildi bu kadınlar? Onları bu kadar kör eden nedir? Yıllardır vermekte oldukları "iktidar" mücadelesi mi? Bindikleri dalı kesmeleri bu yüzden mi? Çocuklarının geleceğini düşünmemeleri bu hırs yüzünden mi? Bilemem,değer mi tüm bunlara? Onu da bilemem,onlara sormak lazım ve soruyorum. Ülke,"özelleştirme" adı altında "babalar gibi" satılırken,ülke "arap" zihniyetine bürünürken,sanki hiç bunlara alet olmuyormuş gibi,bir de bu büyük insanların adını vererek,sözlerinden örnekler göstererek karanlık düşüncelerini savunmaya kalkmak "kör" lükten başka nedir? "Asıl körlük nankörlüktür" diyor, Hacı Bektaş_ı veli. Ve diyor ki ayrıca; Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu. Bizler hayatta olduğumuz sürece,bir kişi bile kalsak,bu "düşünce karanlığı"na ışık tutmaya çalışacağız,bu "MUTLU" luk hep sürecek,bundan kimsenin kuşkusu olmasın. YAŞASIN LAİK,ÇAĞDAŞ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ!
|
Tarih: 09:44, 7/2/2008 Kategori: GUNLUK |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
"TÜRBAN",YARATILAN SORUN!
Bizlerde üniversitelerde okuduk,bizler de inançlıydık,ama başımıza türban takıp da okula gitmek hiç aklımıza gelmedi,düşünmedik bile,düşünemezdik de... Bizler,sade,dinini,dini vecibelerini,içinde ve evinde yaşayan,yerine getiren insanlardık,bu kutsal inancımızı sokağa,okula dökmeye gerek duymadık. Bzim gözümüzde din o kadar yüksek bir yerdeydi ki,hala da öyledir,ne siyaset için ne de kavga için ortalığa düşürmedik. Bizler,çağdaşlaşma sürecinde,bilinçli,aydın gençler olarak,bilgilerimizi arttırmak,kendimizi geliştirmek,kişilik sahibi olabilmek için mücadele ettik. Kıt olanaklarla dahi olsa,hiç ödün vermeden,kimsenin oyuncağı,kuklası,siyasi gereci olmadan okuduk.
Çalıştık,kendimize ait fikirlerimiz oluştu,mümkün olduğu kadar "sapla samanı" ayırt etmeyi öğrendik.Çünkü cumhuriyet bizden "FİKRİ HÜR,VİCDANI HÜR" insanlar istiyordu! Bizim bu CUMHURİYET'E VE CUMHURİYETİ KANLARIYLA,CANLARIYLA KURUP EMANET EDENLERE VİCDAN BORCUMUZ VARDI! Şimdi birileri kalkmış,bu düzeni bozmaya,yıkmaya çalışıyor.Neleri kaybedeceklerini hiç düşünemeyen,beyinleri uyuşturulmuş zavallı bazı kadınlarımız,kızlarımız da bu zihniyete onay veriyor. Kendilerini düşünmüyor olabilirler,ama çocuklarını da mı düşünmüyorlar? Pırıl pırıl çağdaş,aydınlık bir ülkede yaşamak varken,cübbeli,sarıklı,çarşaflı,geri kalmış bir ülkede mi yaşatmak istiyorlar çocuklarını? Uzay çağında bu oalacak şey mi? Evrenin yasasına aykırı işlerle uğraşmayıp,ülkelerini ve evereni geriye değil,hep ileriye taşımak gerektiğini düşünemeyecek kadar beyinleri uyuşturuldu mu bu insanların? Haydi tepedekiler bunu iktidar hırsıyla yapıyor,ya "AYDIN" geçinenlere,bu işi "DEMOKRATİK HAK" olarak görenler ne demeli? Dün sayın HASAN PULUR çok güzel yazmıştı;
Keçecizade İzzet Molla'nın beyitini hatırlatarak: ''Meşhurdur ki fısk ile olmaz cihan harap Eyler onu müdahanei âliman harap.'' Türkçesi: ''Cihan ahlaksızlıkla harap olmaz Onu, âlimlerin dalkavukluğu harap eder.'' Âlimden dalkavuk olmaz, dalkavuk olan da âlim olamaz. YAZIKLAR OLSUN SİZE! <%Title%> |
Tarih: 11:00, 3/2/2008 Kategori: GUNLUK |
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
HAYIR,İHANET ETMİYORUM!
HAYIR, İHANET ETMİYORUM! Dikkat ettim de son zamanlarda hep "eskiye özlem" yazıları yazmışım.İçinde bulunduğum zamanla bir sorunum var gibi.Yok,değil aslında,teknolojiyi ve getirdiği yenilikleri seviyorum. Örneğin,bilgisayar ve internet! Beni ömrümün hiç bir döneminde olmadığı kadar,oyalıyor,eğlendiriyorlar.Bu belki de "züğürt tesellisi".Ama mecburiyetten ötürü ailemden uzaksam,mecburiyetten ötürü çocuklarım gitmişse...ne yapabilirdim, Oturup ağlayacağıma,ben de kendimi "sanal alemin" kollarına attım. Aradığım hemen herşeyi bulabiliyorum,hem de evimde otururken! Dost bile buldum,dost! Hem de gerçek yaşamda bulamadığım dostlar,onlar da gerçek oldu.Gittim,gördüm, tanıştım,sohbet ettik,gezdik,birlikte yemek yedik. Neler öğrendim,öğreniyorum bilgisayar sayesinde,ne kadar eğleniyorum en sevdiğim oyunum Scrabble'i istediğim anda,istediğim kadar oynayabiliyorum,ve başka oyunlarım da var oynayabileceğim. Resimler,filmler,şiirler,öyküler,bilgi yarışmaları...ve daha neler neler...hepsi bana bir tuş uzaklığında. Elektrik olmayan,sobayla ısındığımız,tuvaleti bahçede olan,geceleri tuvalete gitmenin kabus olduğu günlerden,kaloriferli,günümüzün her türlü olanağından yararlandığım bir evde oturuyorum.Ulaşım deseniz,herşey emrimize amade. Evet, eski günler güzeldi,o zamana göre içinde bulunduğumuz koşulların yetersiz olmadığını bilmeden yaşadık,mutluyduk.Çünkü daha iyisini bilmiyorduk,görmemiştik.Muzun tadını bilmeyen,onun için onu istemeyen çocuklar gibiydik. Ama şimdi "eski günlere dönelim mi?" sorusuna yanıtım "hayır" olurdu.Ben bu günleri seviyorum,mutluyum,gelecekten umutluyum. Bu günlerin de kendine has zevkleri,olanakları,keyifleri,tadı tuzu var.Yiyecekler çeşitli,evde yapmak zorunda da değiliz üstelik,herşeyi ustasından yeme şansımız var. Beğendiğimiz giysiyi alıp giyme şansımız var,artık örtünmek ya da üşümemek için giyinmiyoruz. Çağımızın getirdiği güzellikleri inkar etmiyorum.Hala gidebileceğim güzel doğal ortamlar da var,şehrin göbeğinde bile. Kıyasladığım zaman,"yeni" de o kadar kötü değil diyebiliyorum artık. Kaybolan değerlere hala sahip çıkanlar,yaşatanlar da var çevemizde. O zaman? Mutlu olmamak için sebepler aramak yerine,hüzünle eskilere sarılmak yerine,eski ve güzel manevi değerleri unutmadan,günümüzün olanaklarından faydalanarak mutlu olmaktan başka seçeneğimiz yok gibi görülüyor. Hayır! Bu o temiz,o masum, o sıcacık, o doğal,o "annemli" günlere, yıllara ihanet değil! Bu biraz da "zaman sana uymazsa,sen zamana uy" felsefesi...<%Title%>
|
Tarih: 09:52, 23/1/2008 Kategori: GUNLUK |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|