MUTLU YAŞAM VARDIR

Hakkımda

Mutlu olmakbizim elimizde,beklentileri azaltıp,iddia ve hırslardan vazgeçersek,olanı olduğu gibi kabullenip,iyilerle mutlu olup,kötülerden ders çıkarmayı bilirsek..bizden mutlusu yoktur...


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* POLYANNA
* ŞİİR PARKI
* PORTAKAL AĞACI
* ANTOLOJİ
* NERGİS DEMET
* MUCİZE KUTUSU
* ZARİF İNTİKAMLAR ZAMANI
* EĞİTİME DESTEK
* GMAİL
* YAHOO MAIL
* MYNET
* BİR FİNCAN DA SİZ VERİN
* SEMİH TANRIVER
* TULYHAN UGURLU
* EEYC
* İNTERNET HIZI
* YAŞ HESAPLAMA
* HEKİMCE
* ANTOLOJİ SAYFAM
* KİRAZ

Kategoriler


Arkadaşlarım


selmaelma
rehber
elki
succubuss
abhorrence
raciegi
guldeste
blogekle
sebnematay
romanyazilari
siirlersairler
calinus
cic
cibrank
petunya
hamzadeniz
sapphire
eeyc
emremmavi
polyanna
mrcarisma359
harikaikili
abucum
gahan
arksanat
dogandan

BİR YAŞAM DERSİ

YÜREĞİNİZ GERÇEK SEVGİ İLE DOLSUN

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?
Bakın göstereyim, demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş
kaşıkları' denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye bir de şart koymuş.
Peki!" deyip içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun
geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda
bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine,
’’Şimdi." demiş ermiş: Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.
"Buyurun." denilince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra
karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş
ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte!" demiş ermiş ve eklemiş:
Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç
kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından
doyurulacaktır. Şüphesiz ve şunu da unutmayın, hayat pazarında alan değil,
veren kazançtadır daima.

<%Title%>


Tarih: 07:06, 9/2/2007 Kategori: felsefe
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

KARTAL GİBİ YAŞAMAK!

 

 

 

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40'a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.

 

Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

 

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.

 

Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır.

 

Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

 

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.   Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.<%Title%>


Tarih: 07:53, 13/12/2006 Kategori: felsefe
Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

ÖĞRENDİM Kİ...

Bu gün farkettim,artık insanlara kızmıyorum!

Bu bir ödül olmalı!

Üzgün,kırgın,umutsuz günlerin bir ödülü olmalı.

Düşündüm de,bana kötülük etmiş,kırmış insanları bile artık öfkeyle anmıyorum,"o da öyle,ne yapsın,elinden gelen o,onun kişiliği de öyle,değişemez ki" dediğimi farkettim bu gün.

Sadece,daha fazla incinmemek için biraz mesafeli durmaya karar verdim.

Yani o öyleyse ben de böyleyim,doğrusu da bu değil mi?

Aslında bu gelişme kendiliğinden oldu dersem,kendime haksızlık etmiş olurum.

Yavaş yavaş oldu...planlı ve programlı...

Belki de mecburiyetten,sabırlı olmak zorundaydım ve bazı insanlarla birlikte yaşamak zorundaydım,kaçamaz,bırakamaz,gidemezdim...

Tüm kötü yönlerine karşın güzel yönleri de vardı,o yüzden silip atamadım defterden.

O zaman kendime çareler aramaya başladım.

Bula bula bu çareyi buldum,"insanları olduğu gibi kabullenmeye çalışmak,ama kendimi de ezdirmemek".

Ama kolay olmadı,yıllarım,en güzel günlerim gitti bu yüzden.

Sonuçta bu gün farkettim ki tam da istediğim gibi olmuşum bu konuda.

Daha neler neler öğrenmem gerkiyor biliyorum,ama olsun,bu da bir aşamadır insan yaşamında.

Bu konuda kedilerin de çok yardımını gördüm.

Şurada 4.5 aydır kedileri gözlemliyorum tam 8 kedimiz var,

gündüzleri bahçede,geceleri begonvile tırmanıp balkonda onlar için açtığım lüks otelde yaşıyorlar.

Aslında sitenin kedileri,herkes gidince bize kaldılar.

Bakıyorum da,

Pamuk:

Sürekli temizleniyor,kar gibi,bilge,izan sahibi,disiplinli,bir o kadar sevecen,insana yakın,yumuşak..

Efe:

elimi uzattığım anda başıyla bir tos vurup geçiyor,diğer kedilere de yapıyor aynı şeyi,Pamuğu sevdiğimi görünce kesinlikle aramıza giriyor tos vuararak.Ya "onu sevme beni sev" diyor,ya da "o benim eşim ona dokunma" diyor..

Afacan Dennis:

Tam bir afacan ele avuca sığmıyor,her an bir muzurluk peşinde.

Miyak:

Yüzüne baktığım her an"miyaak ,miyaak" diye bağırıyor,her an talepkar.

Kirli:

Yaşlı ve bitkin,hep diğerlerine yaklaşıp acıklı acıklı yüzlerine bakıyor,ilgi ve sevgi bekliyor.

Tekir:

Sürekli romantik romantik etrafı seyrediyor ve dinliyor.Tam 5 renk var tüylerinde.

Maydonoz:

3 renkli ve saldırgan.Elim 3 defa parçalandı üçünü de o yaptı.

Uslu:

Çekingen ,ürkek,sessiz,korkak.

Herbiri farklı ve asla değişmiyorlar...

Kedinin bile bir yapısı,bir kişiliği var.

Bakıyorum ki Maydonoz elimi parçalıyor ya ona yaklaşmıyorum,bana zarar vermesin diye,ya da eldiven takıyorum.

Bakıyorum Pamuk kucağıma gelip okşanmak istiyor alıp okşuyorum.

Kedileri olduğu gibi kabul ediyorsam ve onlar hiç değişmiyorsa,insanları neden etmeyeyim?<%Title%>


Tarih: 13:32, 12/12/2006 Kategori: felsefe
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

YAŞAM BEDEL ÖDEMEKTİR !

Yaşamımızın bazı dönemleri vardır,içinde bulunduğumuz durumdan hoşnut olmaz,yeni arayışlara gireriz,ya da biz aramadan birdenbire bir değişiklik yapma gereği ortaya çıkar,"hayır" diyemeyiz.

İlk zamanlar çok güzeldir,insan kolay,iyi ve güzel olana çok çabuk uyum sağlar.

Hep öyle sürecek sanırız,ya da öyle olsun isteriz,ama,maalesef,hiç bir şey sonsuz ve sorunsuz değildir.

O yaşanan bir kaç güzel günün hesap faturası gelir elimize,"haydi öde bakalım" der hayat bize.

Yaşanan güzel günlerin değeri kadar ağırdır fatura.Mecbur ödenecek,kaçışı yok.

Bazen yaşam tamamen fatura ödemekle geçiyor gibi gelir bana.

Sağlıklı her günün,her gülüşün,her mutlu anın bir bedeli vardır.

Ben burada,kuşları,denizi dinliyor,doğayı izliyorum zevkle,şehrin sorunlarından uzaktayım...

Tüm bunların bir bedeli yok mu sanıyorsunuz?

Olmaz mı,elbette var.

Ama tercih meselesi...

Bedelin ödemeyi göze aldığımız sürece,herşey emrimize amade,hazır.

Bedel ödemekten korkanlar,oldukları yerde,suya sabuna dokunmadan,sakin ve dingin bir yaşam sürerler.

Gerçekleştirmeyi hayal bile edemedikleri pek çok arzu onların içlerinde solar gider.

Hayallerini gerçekleştirip bir an da olsa mutlu olanlara duydukları kıskançlık ve kızgınlık,onları aşağılamak ve kendilerini çok beğenmekle gösterir kendisini.

Kendi küçük dünyalarında,kurum kurum kurumlanıp,kibirli bir kurbağa gibi kasılarak yaşamayı "yaşamak" zannederek yaşarlar.

Böyle bir yaşam onlar için mutluluk getirmez belki,ama çevresindekiler için olağanüstü güvenlidir.

Hayatta bazı sorumluluklar üstlenmişse insan, bunu taşıyabilmelidir,kaçmak olmaz.

Zaten kaçmayıp yüklenenler de bunun için kibirlidirler.

Kaçanlar da bunun için hep suçlu yanlızdırlar...

Herşeyin bir bedeli var,kaçmanın da...

Bedel öderken,elde olanlarla mutlu olmaya çalışmak,başkalarının küçümseyen,aşağılayan bakışlarının altında,dimdik yaşayabilmekltir marifet ve cesaret.

Hatta biraz da alay etmektir onlarla; "sizin hayal bile edemedikleriniz yaşadım  ben,bir an da olsa!"

diyebilmektir.

Allah'tan af dilemeyi ve tekrar aynı hataları yapmaktan korumasını istemeyi de unutmadan.<%Title%>


Tarih: 08:48, 19/10/2006 Kategori: felsefe
Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

SİZ HİÇ "MUCİZE" GÖRDÜNÜZ MÜ?

"NESELI ANLARDA ALLAHA SÜKRET
ZOR ANLARDA ALLAHI ARA.
SESSIZ ANLARDA ALLAHA IBADET ET.
ÜZÜNTÜLÜ ANLARDA ALLAHA GÜVEN.
HER ANIN IÇIN ALLAHA TESEKKÜR ET
BU MESAJI 7 KISIYE ILET.
BUGÜN BIR MUCIZE ILE KARSILASACAKSIN"

 

Dün posta kutuma bir küçük dostumdan geldi bu mesaj.Ben de sevdiğim dostlarıma gönderdim.

Diyeceksiniz ki,belki,"yaa bu tip mesajlar çok geliyor,aslı astarı yok,onun için lüzumsuz".

Bence,içerdiği bilgiler ve temenniler güzel,göndermemin birinci sebebi bu,paylaşmak.

İkinci sebebi ise,mucizelere inanmam!

Pek çoğunuz "7 kişiye gönderdim ama hiç bir mucize görmedim" demiş olabilirsiniz.

Peki nedir mucize sizce?

Yani ne olmasını beklerdiniz?

Bu yazıyı okuyor olmanız,sabah gözünüz görerek,eliniz ayağınız tutarak uyanmış olmanız,bir bebeğin doğması,bir çiçeğin açması,sevdiklerinizin sağ ve sağlıklı olmaları,bir kazaya,bir kaza kurşununa kurban gitmemiş olmanız(ki, çok sık rastlanan bir olay bizim ülkemizde),bir hastalığa yenik düşmemiş olmanız,bir doğal afete  uğramamış olmak,tepenizden bomba yağdıran uçakların olmaması...ve daha pek çok şey...bunlar mucize değil de nedir?

Onun için,bu temennileri okumak size bir şey kaybettirmez.

Mucize mi?

Onları zaten her an yaşıyoruz,görebilenleri kastediyorum...

Görebilen gözlerinizin olması dileği ile,sevgiyle...<%Title%>


Tarih: 08:39, 29/9/2006 Kategori: felsefe
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->